Patentlenebilirlik Araştırması: Patent Başvurusu Öncesinde Hangi Kararları Destekler?

Bir teknoloji şirketi yeni bir ürün veya teknik çözüm geliştirdiğinde, patent başvurusu çoğu zaman doğal bir sonraki adım gibi görünür. Ancak başvuru hazırlığına geçmeden önce cevaplanması gereken soru yalnızca “Benzer bir patent var mı?” değildir.
Asıl soru şudur:
Buluşun teknik ayrımları, tespit edilen önceki teknik karşısında nasıl konumlanıyor ve bu bulgular planlanan başvuru kapsamı ile bir sonraki kararı nasıl etkileyebilir?
Patentlenebilirlik araştırmasının değeri burada ortaya çıkar. Çalışma, yalnızca benzer dokümanların listelenmesi ile sınırlı değildir. İyi yapılandırılmış bir inceleme, patent verisini şirketin başvuru, teknik kapsam ve kaynak tahsisi kararları ile ilişkilendirir.
Patent araştırması, önceki teknik araştırması ve patentlenebilirlik araştırması aynı şey değildir
Bu ifadeler uygulamada birbirinin yerine kullanılabiliyor olsa da aynı kapsamı ifade etmez.
“Patent araştırması” geniş bir ifadedir. Rakiplerin patent portföyü, belirli bir teknoloji alanı, belirli bir ürün veya teknik çözüm hakkında yapılan farklı incelemeleri kapsayabilir.
“Önceki teknik araştırması” ise bir buluşun patentlenebilirlik değerlendirmesinde dikkate alınabilecek teknik bilgilerin incelenmesidir. Bu bilgiler patent dokümanlarından oluşabileceği gibi bilimsel yayınlar, standartlar, ürün dokümanları veya kamuya açık diğer teknik açıklamalar da olabilir.
“Patentlenebilirlik araştırması” ise belirli bir buluşun patent başvurusu öncesinde mevcut teknik bilgi karşısındaki konumunu değerlendirmeye yöneliktir. Bu nedenle yalnızca doküman bulmayı değil, bulunan dokümanların buluşun teknik unsurlarıyla ilişkisini ve başvuru kararına etkisini de ele alır.
Bu üç ifade, faaliyet serbestliği (Freedom to Operate- FTO) araştırmasından da ayrılmalıdır. FTO araştırması, belirli bir ürün veya faaliyetin üçüncü kişilerin yürürlükteki patent haklarına temas edip etmediğini inceleyen farklı bir çalışmadır.
Başvuru öncesinde hangi teknik unsurlar incelenmeli?
Patentlenebilirlik araştırmasına başlanmadan önce buluşun teknik yapısı doğru biçimde tanımlanmalıdır. Ticari sunumlarda kullanılan ürün adı veya genel fayda ifadeleri, inceleme için her zaman yeterli değildir.
İlk olarak, buluşun hangi teknik problemi çözdüğü belirlenmelidir. Ardından bu problemi çözmek için kullanılan teknik unsurlar ayrıştırılmalıdır.
Örneğin bir şirket, enerji tüketimini azaltan yeni bir soğutma sistemi geliştirmiş olabilir. İnceleme yalnızca “enerji verimli soğutma sistemi” ifadesi üzerinden yürütülürse çok geniş ve dağınık sonuçlarla karşılaşılabilir. Oysa asıl teknik ayrım; akışkanın yönlendirilme biçimi, belirli bir sensör mimarisi veya kontrol algoritmasının mekanik bir sistemle birlikte çalışması olabilir.
Bu nedenle başlangıçta şu soruların netleştirilmesi gerekir:
Teknik problem nedir?
Çözüm hangi teknik unsurlardan oluşuyor?
Bu unsurların hangileri bilinen çözümlerden ayrılıyor?
İddia edilen teknik etki hangi unsurlardan kaynaklanıyor?
Bu etkiyi destekleyen teknik bilgi mevcut mu?
Bu aşama, patent başvurusunun istemleriyle aynı şey değildir. Ancak hangi teknik ayrımlar üzerinden inceleme yapılacağını belirler.
Önceki teknik araştırması yalnızca en benzer dokümanı bulmak değildir
İnceleme sırasında bulunan bir doküman, buluşun bazı unsurlarını açıklayabilir. Ancak bir dokümanda benzer bir unsurun bulunması, başvurunun yapılamayacağı anlamına gelmez.
Önemli olan, dokümanın buluşun ilgili teknik unsurlarını hangi kapsamda ve hangi ilişki içinde açıkladığıdır. Bazı durumlarda doküman yalnızca genel bir teknik yaklaşımı gösterir. Bazı durumlarda ise daha dar bir teknik kombinasyonu doğrudan açıklayabilir. Bu ayrım, dokümanın başvuru kapsamı bakımından önemini değiştirir.
Avrupa Patent Ofisi, patent araştırmasının amacını istemlerin yeni olup olmadığını ve buluş basamağı içerip içermediğini değerlendirmeye yarayan ilgili tekniğin bilinen durumunu belirlemek olarak açıklar. EPO — Aim of the search
Birden fazla dokümanın bulunması da otomatik olarak buluş basamağının bulunmadığı anlamına gelmez. Farklı dokümanlarda farklı teknik unsurların yer alması, yalnızca daha ileri bir değerlendirme yapılması gerektiğine işaret edebilir. Bu değerlendirme; dokümanların teknik alanı, amacı, içerdiği yönlendirmeler, uzman kişinin bunları bir araya getirip getirmeyeceği ve başvurunun somut istemleri dikkate alınarak yapılmalıdır.
Dolayısıyla raporda “unsur A birinci dokümanda, unsur B ikinci dokümanda bulunuyor; bu nedenle buluş basamağı yoktur” gibi mekanik bir sonuca yer verilmemelidir.
Daha doğru yaklaşım şudur:
Hangi teknik unsurların ayrı ayrı bilindiği, hangi unsurların birlikte açıklanıp açıklanmadığı ve bulunan dokümanların başvuru kapsamı bakımından hangi soruları doğurduğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Araştırma sonuçları başvuru kararını nasıl değiştirebilir?
Patentlenebilirlik araştırması tek bir sonuç üretmek zorunda değildir. Elde edilen bulgular, şirketin bir sonraki adımını farklı şekillerde etkileyebilir.
Başvuru kapsamını yeniden değerlendirmek
Bulgular, incelenen dokümanların istemde öngörülen tüm teknik özellikleri aynı şekilde açıklamadığını veya belirli teknik ayrımların ayrıca incelenmesi gerektiğini gösterebilir.
Örneğin genel teknik yaklaşımın bilindiği, ancak belirli bir teknik kombinasyonun veya uygulama biçiminin dokümanlarda aynı şekilde ortaya konmadığı görülebilir. Bu durum, buluşun teknik ayrımlarının ve planlanan başvuru kapsamının daha yakından değerlendirilmesini gerektirebilir.
Ancak yakın bir dokümanın bulunmaması tek başına buluşun patentlenebilir olduğunu göstermez. Yenilik, buluş basamağı, açıklama yeterliliği ve istemlerin somut yapısı birlikte değerlendirilmelidir.
Hangi teknik kapsamın başvuru açısından daha anlamlı olduğunu değerlendirmek
Bulgular, buluşun genel fikrinin veya bazı teknik unsurlarının daha önce bilindiğini gösterebilir. Bu durumda başvuru fikrinden tamamen vazgeçmek tek seçenek değildir.
Buluşun daha dar ve belirli bir teknik kombinasyonunda ayrıca incelenmesi gereken bir ayrım bulunabilir. Örneğin genel bir kontrol yaklaşımı biliniyor olabilir; ancak bu yaklaşımın belirli bir sensör düzeniyle birlikte uygulanması veya belirli bir teknik etkiyi sağlaması ayrıca değerlendirilebilir.
Buradaki soru, yalnızca “başvuru yapılabilir mi?” değildir. Daha anlamlı soru şudur:
Elde edilen bulgular ışığında, başvurunun hangi teknik kapsamı şirketin amacı ve mevcut teknik bilgi bakımından daha anlamlı bir başlangıç noktası oluşturabilir?
Bu değerlendirme, araştırmanın tek başına hukuken geçerli bir istem kapsamı oluşturduğu anlamına gelmez. Nihai kapsam, somut başvuru metni ve istemler üzerinden ayrıca incelenmelidir.
Teknik etki ve destek ihtiyacını değerlendirmek
Bazen bulgular, doğrudan başvuru kapsamını değil, iddia edilen teknik etkinin mevcut bilgilerle ne ölçüde desteklendiği sorusunu görünür hale getirir.
Şirket bir teknik çözümün daha düşük enerji tüketimi, daha yüksek dayanıklılık veya daha hızlı işlem gibi bir avantaj sağladığını ileri sürebilir. Ancak bu avantajın teknik açıklama ve mevcut bilgilerle yeterince desteklenip desteklenmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Somut duruma göre ek teknik kanıt, test veya Ar-Ge çalışması anlamlı olabilir. Ancak deneysel veri her durumda zorunlu değildir. Aynı şekilde, ek bir çalışma yapılması gerektiği sonucuna varıldığında bunun başvuru zamanlamasıyla nasıl ilişkilendirileceği de ayrıca ele alınmalıdır.
Bazı durumlarda mevcut bilgilerle başvuru stratejisi oluşturulabilir. Bazı durumlarda ise teknik etkinin daha iyi açıklanması veya desteklenmesi, kapsamın ve sonraki teknik adımın daha sağlıklı belirlenmesine yardımcı olabilir.
Başka bir koruma stratejisini değerlendirmek
Bazı teknik bilgiler patent başvurusu yerine ticari sır, sözleşmesel koruma veya farklı fikri mülkiyet haklarıyla ele alınabilir. Ancak bu seçenekler otomatik olarak patent başvurusunun alternatifi değildir.
Bir bilginin ticari sır olarak korunabilmesi için gizliliğinin sürdürülebilmesi gerekir. Ürün piyasaya çıktıktan sonra teknik çözümün kolayca analiz edilebildiği durumlarda bu seçenek pratik olmayabilir.
Bu nedenle bulgular, “patent alınamaz” gibi kesin bir sonuçtan ziyade mevcut koruma yaklaşımının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret edebilir.
Kullanışlı bir araştırma raporu neleri göstermeli?
Bir patentlenebilirlik araştırmasının çıktısı yalnızca doküman numaralarından ve bağlantılardan oluşmamalıdır.
Doküman listesi ile karar destekli araştırma arasındaki fark, bulguların yorumlanma biçiminde ortaya çıkar.
Kullanışlı bir rapor öncelikle hangi teknik özelliklerin incelendiğini göstermelidir. Ardından ilgili dokümanların bu özelliklerle nasıl ilişkilendiği açıklanmalıdır. Her dokümanın neden dikkate değer olduğu, hangi teknik ayrımları desteklediği veya hangi soruları doğurduğu görünür kılınmalıdır.
Raporda ayrıca şu noktalar ele alınmalıdır:
Hangi teknik özellikler değerlendirildi?
İlgili dokümanlar bu özellikleri nasıl açıklıyor?
Dokümanlar arasındaki benzerlik ve ayrımlar neler?
Hangi bulgular başvuru kapsamı açısından anlam taşıyor?
Hangi teknik sorular hâlâ cevaplanmamış durumda?
Sonucun güven düzeyini hangi belirsizlikler sınırlıyor?
Bulgular, şirketin bir sonraki kararını nasıl etkileyebilir?
Araştırmanın kapsamı, kullanılan varsayımlar ve veri kaynakları da belirtilmelidir. Ancak bunlar raporun amacı haline gelmemelidir. Asıl amaç, elde edilen patent ve teknik bilginin ne anlama geldiğini ve hangi karara ışık tuttuğunu göstermektir.
Patentlenebilirlik araştırması neyi garanti etmez?
Patentlenebilirlik araştırması önemli bir karar desteği sağlayabilir; ancak kesinlik üretmez.
Çalışma:
Patent verileceğini garanti etmez.
Tüm dünyadaki önceki teknik bilgilerin eksiksiz biçimde tespit edildiğini göstermez.
Gelecekte yayımlanacak dokümanları kapsamaz.
Her ülkede aynı sonucu doğurmaz.
Faaliyet serbestliği veya patent ihlali analiziyle aynı çalışma değildir.
Somut istemler ve başvuru stratejisi bakımından gerekli profesyonel değerlendirmeyi ortadan kaldırmaz.
Özellikle patentlenebilirlik ve faaliyet serbestliği birbirinden ayrılmalıdır. Patentlenebilirlik araştırması, başvuruya konu buluşun mevcut teknik bilgi karşısındaki durumunu inceler. Faaliyet serbestliği araştırması ise belirli bir ürün veya faaliyetin üçüncü kişilerin yürürlükteki patent haklarına temas edip etmediğini değerlendirmeye yöneliktir.
Bir buluşun patentlenebilir olması, ürünün başka bir kişinin patentine tecavüz etmeyeceği anlamına gelmez. Aynı şekilde üçüncü kişiye ait bir patentin bulunması da otomatik olarak yeni bir patent başvurusu yapılamayacağı anlamına gelmez. Her iki değerlendirme, farklı sorulara ve farklı inceleme kapsamlarına dayanır.
Bilgiden yoruma, yorumdan karara
Patentlenebilirlik araştırmasının değeri, kaç doküman bulunduğunda değil; bu dokümanların şirketin başvuru kapsamını, teknik destek ihtiyacını ve bir sonraki kararını nasıl etkilediğinde ortaya çıkar.
Bu nedenle süreç üç aşamalı düşünülmelidir:
Bilgi: İlgili patent ve teknik dokümanlar belirlenir.
Yorum: Dokümanların teknik unsurlarla ilişkisi, benzerlikleri, ayrımları ve belirsizlikleri incelenir.
Karar: Şirketin başvuruya devam etmesi, kapsamı yeniden değerlendirmesi, teknik desteği
güçlendirmesi, daha ileri inceleme yapması veya farklı bir koruma yaklaşımını düşünmesi için bir sonraki adım netleştirilir.
Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün değildir. Ancak belirsizliğin kaynağını ve bir sonraki karara etkisini görünür hale getirmek mümkündür.

Yorumlar